6.08.2014

Üç yanlış kaç doğruyu götürür?

Doğrularımızı sorgulatmadan yaşayabileceğimiz bir yer var mı acaba kainatta? Tutunabileceğimiz farklı yaşantılar, sil baştan umutlar, yeni yarınlar? Ördüğümüz duvarlardan ibaret ömrümüzde kendimizi çoğu kez kapana kısılmış gibi hissederiz. Tüm ışıklar söner, içinde kaldığımız karanlıktan çok korkar ya da gidecek başka yerimiz olmadığından sıkıca sarılırız ona. Işığın gözlerimizi kör edeceğine öylesine inanmışızdır ki, siyahı tercih ederiz beyaza. Kendi kararlarımızı illa ki başkalarına da onaylatır, ya da onların olmasını istediği şekilde yön çizeriz yaşantımıza. Oysa ki; başkasının bir doğrusu, bizim tüm doğrularımızı alır götürür. Birisi için bir şeyin bitişi, diğeri için h e r ş e y i n başlangıcı olabilir. Aslında çok kolaymış gibi yaşasak da, hayata tutunabilmek için büyük çaba sarf ederiz hepimiz. Bazen kendimizi inkar eder, yaşantımıza dışarıdan bir yabancıymış gibi bakıyormuşcasına anılarda yaşarız. Matematiksel ve ince hesaplar yapar, kılı kırk yararak kendimize yeni bir rota çizeriz. Kaderi hesaba katmayı unuturuz zaman zaman. Ama o illaki kendini hatırlatır bir şekilde. Yörüngemizden öylesine saptırır ki bizi, tamamiyle haritanın dışında buluveririz kendimizi. Kısacası dostlar, gözümüzde çok da büyütmeye gerek yok, herşey basit bir mantıksal denklemden ibaret değil mi?
Kendin gibi ol + fazla abartma + derin düşünme + takıntılarından acilen kurtul + hayatı akışına bırak + gülümse = Hayattasın... Hisset ve yaşa! ...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder