2.04.2014

Büyüdüm . . .

İçimdeki en büyük düştü büyümek. Çünkü büyükler önemliydi, bilgiliydi, özgürdü benim çocuk gözümde, hatta göz alıcıydı. Büyümenin verebileceği anlamlar ve acılar tanımsızdı henüz sözlüğümde. Oysa hiç kolay değildi büyük olmak, büyüklüğü her zaman büYük niteliğinde tutmak. Durum, bazen sadece kendine yük olmaktan ibaretti... Delice akan sulara karışır gibi atılmak gerekiyordu belki hayata. Umarsız, uçarı, hırçın olmak gerekiyordu belki de? 

Sonra anladım ki; büyük olmak önce çocuk olmayı gerektiyordu. Bu yüzden ellerim, dizlerim yara bere içinde. Çok haylazım, kim bilir hangi kalıpları kırdım da aldım bu izleri? Yaramazlıklarımın arasında iz bırakmayanlar da var tabi. Zaten asla öğüt istemedim hiç kimseden. Dünyayı sadece kendi derinliğimde keşfetmek, ellerimle dokunarak, bazen de canımı acıtarak tanımak istedim. Deneyimleri miras almadım kendi deneyimlerime yol açmak için. Sadece merak mıydı beni alıp götüren? Bu gizemi henüz çözebilmiş değilim ama önüm karanlık olsa da kendi kendime ördüm kişiliğimin sağlam duvarlarını. Yasak ülkelerin sınırlarından getirdiğim tuğlaları tek tek kendim koydum üst üste.  Yüreğim ve beynim dans ediyor hala pistte. Zamanı gelip de müzik durduğunda vals bitecek, ben biteceğim...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder