2.01.2014

Hayat peşimizde...

Neleri geride bıraktınız yıllardır adımladığınız yaşamınızda? Bu kent, bu liman, fener, çınarlar... Rüzgar kokan bu kent neleri getirdi, neleri götürdü sizden? Hatırlandıkça yüreği yangın yerine çeviren hatıralar, bedenlerimizi hapseden yitirilmişlikler, bir türlü iyileşmeyen yaralar, damarlarımızda fırtınalar kopartan aşklar, eşgali belirlenememiş sabıkalı duygular başıboş gezinir durur bu şehrin sokaklarında. Yüreklerde gizlenmeye, korunmaya çalışılan şeylerin gözlerde okunmasından korkulur; kafalar öne eğilir ve sahte tavırlar takınılır kimliğimize yabancı olan. Oysa ki sevdası gözlerimizden uzaklaştırılan her şey peşimizdedir hala. Aslında bazı duraklar vardır, önünde biraz beklenilmesi gereken. Sabırsız bir tutum ise alır götürür bedenleri...Yıllarla bedellenecek olguların orada kaldığını ve umulmayan anlarda bir şeyleri her zaman acıtacağını bilmeden yıllar geçer. O gün terk edilen, bugün karış karış aranılan olur ıssız sokaklarda. Bir iz, bir kırıntı, bir renk ya da koku ararız ıskalanmış anılardan. Geri dönüldüğünde yolumuzu bulabilmek için yerlere attığımız leblebi şekerleri de kaybolmuştur artık. Hüznün gümüş renkli ışıltısıyla tamamlanmaya çalışılır tablonun eksik kalan yerleri. Yapacak başka da bir şey kalmamıştır çünkü...

Ne çok gün doğuşu ve batışı kaçırdık istemeden. Alev alev yanan suretinin altında oturup güneşin -yarın yine görüşürüz- diyemedik. Ne çok şarkı hapsoldu yüreğimizin bir türlü dile gelemeyen çekingenliğine. Bir balığın yüzgecinde yol alamadık ya da albatrosların gözünden göremedik okyanusların derin gizemlerini. Yarım kalmışlıkların gizli tapınağında sunduk adaklarımızı gizlice. Söylenmemiş sözlerin ve içimizde tutuklu kalan tavırların verdiği derin sızıyla yaşadık hep mabedimizde. Şimdi, yeni bir yolculuğa doğru yelken açtık gidiyoruz. Yalnızlığımızla sarmalanmış bedenlerimiz, hiç olmadığı kadar yorgun belki bu gece. İçimizdeki denizin çırpınışlarıyla belirlenen rotamızda, bizleri nelerin beklediğinden habersiz yol alıyoruz hiç durmadan yine.

Yaşamak... Keşke demeden ve sahiden yaşamak. Bazen azgın savruluşlar, sığ aldanışlardan daha iyidir.







27.04.13 "Trilye"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder