23.12.2013

" Af " diliyorum hayattan

İnce, buzdan bir ipin üzerinde yürüyoruz çoğu zaman. Anlamını bulmak, tamamlanmak bizim en büyük derdimiz. Kendimizle yüzleşme çabalarımız ise hep boşa çıkıyor. Daha yenilenememişken, yeniliyoruz yaşamak denen kavgada. Zaman geçtikçe gerçek amacımızdan uzaklaşıyor ve asla yapmam dediğimiz şeyleri yapmaya başlıyor, dönüşü olmayan yanlışlara doğru yol alıyoruz istemeden. Duvarların hüküm sürdüğü, hayallerin bozkırlara dönüştüğü bir dünyada yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Terk edilmiş bir yavru köpek kadar çaresiz, kimsesiz, ürkek adımlar atmak zorunda kalıyoruz geleceğe. Henüz vakit varken uyanmak gerek. Kendini çaresizliğe adamak her zaman en kolay yoldur. Zor olan; güçlü olmak, sindirilmeden özgürce yaşayarak kendin olabilmektir. Kendin olmak, bencil olmayı gerektirmez asla. Bunun ayrımını da iyi yapmak gerek. Değişim yararlıdır, elbette dozunda olmak şartıyla. Her aşama bizi ya sağ salim kıyıya çıkartır, ya da azgın sularda tek başına boğulmaya terk eder. Yanlışa ufak bir dokunuş, sonun başlangıcıdır her zaman. Uzaklaşırken görürüz kendimizi yanı başımızdan. Geride kalanı ise tanıyamayız; bir yabancıdır o artık aynadan her sabah bize bakan. Söylesenize, dar ve ıssız geçitler, gün ışığını bulmaya yeter mi?

Şimdi, geldiğim bu noktada sana yalvarıyorum tanrım! Ne olur kalbime geri koy tüm umutlarımı, inancımı, beni ben yapan doğrularımı...Biliyorum, bu kaçıncı yanlışım; kendimi ararken kaçıncı kayboluşum yolumdan. Kimliksiz bir dünyanın kurbanıyım. Hayat, lütfen beni bir kez daha affet...



28.07.11 " Aliş "




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder