23.09.2013

Huzuru çağırmak...

Huzuru çağırdığımızda gelir mi? Öncelikle kendi içimizde hazır olmalıyız buna. İçindeki sen'le çatışmaların sürüyorsa hala cephede, yenik düşebilirsin. Günümüz toplumunda daha da arttı ve gün geçtikçe de artmakta stres. İş hayatı, evlilik, dostluklardaki çatışmalar, öğrencilerin sınav telaşı, geçim derdi, teknolojik etkenler... Saymakla bitmeyecek kadar çok sebep var huzursuz bir hayat sürdürmemiz için. Peki ne yapmalıyız? Öncelikle sakin olmayı öğrenmeliyiz. Olaylar karşısında sükunetimizi ve suskunluğumuzu ne kadar korursak, o denli rahat geçiştiririz yaşadığımız olumsuzlukları. Herkesin mizacı ayrı tabi ki, herkes beceremez bunu. Olumsuz özelliklerimizi törpüleyerek kendimizle konuşmak, olaylara farklı açılardan bakabilmek, sabit fikirli olmamak ve en önemlisi de bunu başarabileceğine inanmak gerekir.
Zaman ilerliyor... Yanı başımızdan delice akıp gidiyor saniyeler, saatler, günler. Bu koşturmacanın içinde bir gün aniden durup kendimize bakacağız. Gördüklerimizin içinde pişmanlıklar ve geç kalmışlıklar da olacak elbette. Yaptıklarından değil, yapamadıklarından pişman olmalı insan. Hayata karışmalı gürül gürül akan su gibi; dingin olmalı hayattan alacaklarını sindirebilmek için sakin bir göl gibi. Huzuru çağırırsak gelir... Çağırmayı bilmek gerek sadece.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder